Academic Journals Database
Disseminating quality controlled scientific knowledge

Kemalettin Kamu’nun Hayatı, Sanatı, Şahsiyeti ve Hicret Şiirinin Tahlili
The Life, Art, Personalitey Of Kemalettin Kamu And The Analysis Of His Poem "Hicret"

ADD TO MY LIST
 
Author(s): Ahmet ADIGÜZEL

Journal: Turkish Studies
ISSN 1308-2140

Volume: 8;
Issue: 7;
Start page: 1;
Date: 2013;
VIEW PDF   PDF DOWNLOAD PDF   Download PDF Original page

Keywords: Kemalettin Kamu | Genre | Poem | Abroad | Art Kemalettin Kamu | üslup | şiir | hicret | unsurlar | sanat

ABSTRACT
Each people is an earth. the human’s thoughts and imaginations determine this world’s borders. The happenings variety and wealth build the life’s story. The life which live quickly, restricted, but it is useless to put obstacles a good artistry life. Artistry diffrentiation spread to every phase of life. This differentiation might be observed more clear in work. The artist’s perception and sensation which make him worth.When AHMET HAŞİM looks at the moon, he percevies moonlight as “kabak”with a quick glance. What is this perspective’s inventor and How is…? But genre, langue, music, thema, topic and the other are under the of art. These features also consist which settle down the artist’s genre, idea, sense and the percperktive of philosphy. İt doesn’t happen plain, frail and lonely. There are different ideas to exit these. If we want to comment about the artist’s life of story and his personality, we should get not only him with “manayi ismi” but also “manayi harfı”. In this situation, we may take only a good result. Kemalettin Kamu is a person who live in reforms, wars, collapres. He was born in such a World and become part of this World. He felt all the bad things, loneliness of World and wrote about these negative things in his poem. His poem had a worth during the indepence war. Why? Because, Anatolia people struggled not only with their enemies which ara Russians, Armanians, Greeks, but also with famine exile and migrotory. Place, time event and the other things made the richness for Kemalettin Kamu’s art. The poem adpots the moment apart from gloom, If Kamu didn’t have a part of his inwardness, feelings, he could rise like Baki, Fuzuli, Yahya Kemal, Tanpınar, Malerme, Valery in his art. This is depent on skill poetess.Kamu was a poet who spoke Arabic and Persion and grew up in civilization of east. He also lived in Paris for 5 years. And he knew the civilization of West. Yes, Paris was art’s thought’s centre in 18.19.20 centuries even civilazition of World. But Kemalettin Kamu couldn’t take advantage of art in Paris. Perhaps he could have done the art in a high leval, but he couldn’t. He only wrote two or three poems in five years. Nearly he finished his poetess. Unfortunately, this duration contunied until his death.When he was a young in peroid of indepence war, he wrote several poems which was his heritage. Nearly he gyved his poetess and finished the art. His poetess was excellent in same poems. He was one of the first poet of the history republic and wrote poems sincerely. Although he had some oppornities and luck to be a master in Turkish literatüre, he couldn’t compose it and catch that atmosphere. Her insan bir dünyadır. Bu dünyanın sınırlarını belirleyen ise o insanın evreni kaplayan tahayyülleri ve tasavvurlarıdır. O insanın hayat hikâyesini inşa eden, hadiselerin çeşitliliği ve zenginliğidir. Alelade yaşanan bir hayat hikâyesi mahduttur, fakat sanatkârane yaşanan bir hayat hikâyesinin oluşturduğu dünyaya sınırlar koymak – ki bu yüksek seviyede bir sanatkâr kudreti ise – muhaldir. Sanatkârane farkındalık hayatın her safhasına yansımıştır. Eser-müessir bağlamında bu farkındalık daha şeffaf gözlemlenebilir. Sanatkârı farklı kılan, onun duyuş ve algılayışıdır. Ahmet Haşim dolunaya bakınca “mehtab”ı duyar, algılar, oysa alelade bir bakışa sahip fert, dolunayı “kabak” olarak algılayabilir. Bu perspektifin, müessiri ve inşası nedir, nasıldır? Konumuzu zorlayan, çerçevesinden taşıyacak bir mevzudur. Zira üslup, dil, musiki, tema, konu ve diğerleri sanatın çatısı altında bulunan birimleridir. Bu malzemelerden her biri kuvvetine ve kelime servetine göre bir ehemmiyet arz etmektedir. Bir birini tamamlayan ve aynı zamanda o bütünün her bir özelliğini, vasfını kendisinde taşıyan ve temsil eden birer uzuvdur. Sanatçının üslubuna, fikir, duygu, his dünyasına ve felsefe anlayışına yerleşen bu malzemeler aslında bütünsel bir terkipten ibarettir. Yalın, salt yavan ve tek başlarına vücuda gelmiş değillerdir. Bunların varlığına, oluşumuna saikler çeşitlidir. İşte biz böyle bir donanıma sahip bir sanatkârın hayat hikâyesine, dahası onun şahsiyetine bir yorum getireceksek sadece manay-ı ismi ile değil manay-ı harfiyle de ele almalıyız. Ancak, biz bu durumda sağlıklı bir sonuç elde edebilirizKemalettin Kamu; ihtilallerin, savaşların, yıkılışların, çökülüşlerin “Hicret” ve kuruluşların yaşandığı bir iklimin ve atmosferin insanıdır. Bütün bunların boyası ile boyanmış, bütün bunları derinlemesine yaşamış içli bir sanatkârıdır. O, böyle bir dünyaya doğdu ve bu duruma uygun olan mizacı gereği de doğduğu bu dünyanın bir parçası oldu. Bu dünyanın bütün olumsuzluklarını, bedbinliğini, yalnızlığını, göçünü derinden hissetti, yaşadı ve bunları en ince çizgileriyle şiirine bir siluet olarak resmetti, onun şiir muvaffakiyeti Milli Mücadele yıllarındaydı. Neden? Çünkü Anadolu insanı, sadece maddi düşmanları olan Yunan, Rus, Ermeni, İngiliz, Fransız ve İtalyanlar ile savaşmıyordu; kıtlıkla, yoklukla, sürgünle, göçle de mücadele ediyordu. Mekân, zaman, olay ve diğer malzemeler Kamu’nun sanat heybesini lebalep dolduracak bir fırsatlar zenginliği, imkânlar yumağı ve serveti sağlamıştı.“Şiir, hüzünden ziyade ruhun kanatlandığı anı benimser.” Kamu iç dünyasının esiri değil de müessiri olmuş olsaydı, bu hislerin, duyguların bir parçası değil de onları benlik potasında eriten yüksek bir seviyeye ulaşabilseydi; Bâkî, Fuzulî, Yahya Kemal, Tanpınar, Malermé ve Valéry ayarında sanatını icra edebilirdi. Bu durum, biraz da kabiliyet gerektiren, şairlik melekesinin oluşumuna ve inkişafına bağlıdır. Kemalettin Kamu, Doğu medeniyeti içerisinde yetişmiş Arapça ve Farsçayı iyi bilen bir şairdir. Onun Batı tarafını tamamlayacak bir fırsat olarak gördüğümüz beş yıllık Paris ikametiydi. Evet, Paris, 18-19. Ve 20. Yüzyıl Avrupa, hatta Dünya medeniyetinin, plastik sanatlarının, fikriyatının beşiği olan bereketli 16. Yüzyılın İstanbul’u olan Paris, Kemalettin Kamu, bu zenginliği barındıran zaman ve zemine sahipti, ama Kemalettin Kamu bu zengin ve büyük sanat çeşmesinden badesini doldurmadı, dolduramadı. İki uygarlığın (doğu-batı) imtizacıyla sanatı yüksek seviyede teganni edecek bir şiiriyet oluşturabilirdi. Kamu, beş yılda iki üç şiirle yetindi. Paris’te âdeta şairliğin defterini dürdü. Paris yılları ve yurda dönüş sonrası bu durgunluk maalesef ölümüne kadar devam etti. Onun sanat mirası, gençliğinde yazdığı Milli Mücadele ağırlıklı şiirlerinden oluşmaktadır. Kamu, âdeta şiir istidadını prangaya vurmuş, sanat ruhunu iğdiş etmiştir. Şiiriyeti bazı şiirlerinde veya bazı şiirlerinin bazı mısralarında yüksek seviyede terennüm etmektedir. Nicelik olarak da az şiir yazan Kamu; içli, saf, samimi duyguları, duru akıcı Türkçesi ve yaşadıklarını şiirlerinde yaşatmayı başaran Cumhuriyetin ilk şairlerindendir. Farklı bir yol haritasıyla Türk Edebiyatının kilometre taşı olabilecek imkân ve talihe sahip olmasına rağmen o iklimi oluşturamadı, o atmosfere sahip olamadı.
Affiliate Program     

Tango Jona
Tangokurs Rapperswil-Jona